cokbiliriz.biz

Çok Olmuş

Her blog yazarı zaman zaman tıkanır bir şey yazası gelmez. Sonra da ay kusura bakmayın çok oldu yazmayalı diye geri dönüş yazısı yazar benim takip ettiğim kadarı ile. Kimseyi tatmin etme ve okunup okunmama gibi bir derdim olmadığı için başka şeyler için çok olmuş diyeceğim ben.

Toplu bir su birikintisine girmeyeli. (Havuz, deniz, göl, küvet)
Klasik müzik dinlemeyeli (Şimdi Adagio for strings çalıyor geri planda bunu yazarken)
Bir şeyler pişirmeyeli (Dün osso bucco yaptım üstüne evde maydonoz sevmeyenler olduğu için gremolata yapmadım, kereviz de yoktu ama fena olmadı.)
Bir kitaba takılıp bir günde bitirmeyeli (Son aldığım 4-5 kitap cacık çıktı, hala düzgün kitap arıyorum)

Bir daha çal Mark

Küçüğüm. Hem de daha çok küçük. Okuma yazmayı bilmiyorum daha diyeyim siz anlayın. Elektroniğe ve müziğe çok meraklı büyük ağabeyim bir gün bir sürü elektrikli alet ve pikap getiriyor eve. Daha sonra onlarla bir müzik dükkanı açacak. Önce o aletlerin ışıklarında kendimden geçiyorum.

O yassı siyah ÅŸeylerin bir yere konulup üstüne bir kol bırakılması ile çıkan müziÄŸe aşık oluyorum. Bir gün erkenden kalkıp ilk plak çalma denememi gerçekleÅŸtiriyorum. Evet, ilk ırzına geçtiÄŸim plak bu aynı zamanda. AÄŸabeyimden saÄŸlam bir azar iÅŸitiyorum. Aletlere el sürmem yasak. “İstediÄŸini getir ben çalayım sana” diyor. Mavi bir plak seçiyorum. Üstünde çok güzel bir zarf var. Maviyi hep çok sevmiÅŸimdir.

“Ooooo” diyor aÄŸabeyim. “Aferin. Güzeldir bak bu.” Çıkan sesler çok hoÅŸuma gidiyor. Sonradan adının “Lady Writer” olduÄŸunu öğreneceÄŸim ÅŸarkıya hasta oluyorum. Defalarca çaldırıyorum o plağı.

Yıllar geçtikce bütün albümleri teker teker ezberliyorum. Lisede herkes Guns and roses ve Metallica dinlerken ben kendi çektiğim Dire straits karışıklarını dinliyorum. Alchemy deki Sultans of Swing solosu basket maçlarına çıkmadan önceki heyecanımı kesmek için en çok dinlediğim şey oluyor.

On Every Street kendi müzik dükkanımız olmasına rağmen istanbul daki 15 tatilde parasını verip aldığım ilk cd lerden biri. Hala arada sevip okşuyorum kendisini. Bir bira ile dinlemeyi en sevdiğim şey Dire Straits oluyor hayatımda. Hiç bir zaman vazgeçemiyorum.

Aradan yıllar geçiyor. Bütün diskografi bilgisayarımda. Knopfler’ın Türkiye’ye geleceÄŸini duyunca ilk iÅŸim biletimi almak oluyor. Setlistini de bulup buluÅŸturup günlerce dinliyorum. Elemanlarımdan birisi “Abi ÅŸu konserden sonra bir ay dinlemesek bunları” diyor.

Beklenen gün geldi. Biraları Dire Straitssiz içip konsere giriyorum. Boğazda yapış yapış terliyim. Country e kayan solo kariyer şarkılarından hazzetmesem de hayatımda en çok yapmak istediğim şeylerden bir tanesi gerçekleşiyor. Sultans of Swing solosu atılırken gözlerimi kapatıp kendi kendime gülümsüyorum. Hayatımın bundan sonraki evresinde biraz heyecan duymam icin bana kırmızı gitarı ile gaz veriyor sahnedeki yaşlı adam sanki. Belki o kadar kötü değildir her şey?

Müzik dinlemek

Evde müzik dinlemek benim için yapacak hiç bir şeyin olmaması demek. En fazla huzur bulduğum şeylerden birisi. Mümkünse yanında içecek veya okuyacak bir şeyler. Favori listem ise aşağıdaki gibi.

1- Dire Straits Alchemy - Bira
2- Michael Buble - Kırmızı Şarap
3- Pink Martini veya Vaya Con Dios - Mümkünse tatil sabahı - Kahve , gazete puro veya pipo
4- Chill out un her türlüsü - Battaniye - Uyku
5- Simply Red ve Depeche Mode - Dergi

En son yine işe çıkmadan önce Sultans of swing in gitar solosunu dinledim. Takside gülümsediğimi farkettim. Sizin de varsa bir ilk 5 iniz onları da alalım.

Uyku ne tarafa düşer usta?

_40290651_sleeping300.jpgKorkuyorum. Bir gün uyanacağım ve hiç uyuyamayacağım diye. Her sabah “Åžu projeyi bitirmem lazım” diye uyanıyorum. Huzurlu uyku uyuyabildiÄŸim gece sayısı bu yıl iki elin parmaklarını geçmez. Her zaman bir yerlere yetiÅŸmem, ya da bir ÅŸeyi yetiÅŸtirmem gerekiyor çünkü. Bütün bunların üstüne evdeki “ah-pek-uslu-kısırlaÅŸtırıldıktan-sonra” hayvanının ciyaklamaları artık uyumaya karar verdiÄŸim, “Bugün iÅŸe geç gideyim skerim projesini de iÅŸini de” dediÄŸim bir günde sinir zıplatıp ister istemez evi erken terk etmenize yol açabiliyor.

İş yetiÅŸtirmek zorunda olmadığım bir gün gelse. Dışarıda tıpır tıpır yaÄŸmur yaÄŸsa. Ya da yeni kesilmiÅŸ çimen kokularının odayı doldurduÄŸu bir öğleden sonrası olsa. Panjur-perde yarıya kadar inik olsa. İşte o loÅŸlukta “Uyku kardeÅŸim ver elini”.